Komünizm ve Emperyalizm: İki Yüzlü Sömürü Mekanizması

 

      Kısır Döngü

  • Komünizmin ve emperyalizmin ilk bakışta birbirine zıt göründüğünü ama aslında tarihsel süreçte birbirlerini beslediklerini söyleyebiliriz.

  • Sovyetler – ABD rekabeti gibi örnekler üzerinden, iki ideolojinin varlığını sürdürmek için birbirinin karşıtlığına ihtiyaç duyduğunu vurgulayabiliriz.

     Komünizmin Emperyalizme Katkısı

  • Komünizmin, özgürlük ve eşitlik vaatleriyle çıkıp otoriter rejimlere dönüşmesi, aslında emperyalizmin elini güçlendirdi.

  • Batı dünyasında “komünizm tehdidi” gerekçesiyle hem halkın hem diğer ülkelerin sömürülmesi kolaylaştı.

     Emperyalizmin Komünizme Katkısı

  • Emperyalist işgaller ve sömürüler, “eşitlikçi alternatif” olarak komünizmin cazibesini artırdı.

  • Yani emperyalizm olmasa, komünizm bu kadar hızlı yayılmayabilirdi.

    Ortak Nokta: Halkın Sömürüsü

  • Her iki sistemde de kazanan küçük bir seçkin sınıf olurken, kaybeden halk oldu.

  • Emperyalizm halkı dışarıdan sömürürken, komünizm halkı içeriden baskı altına aldı.

         Komünizm ve emperyalizm gizli kardeşliği, insanlığı iki farklı zincire vurdu. Asıl özgürlük,                     halkın   kendi aklı  ve emeğiyle kendi kaderini yönetmesinde.


Halkın Devletleşmesi: Kısır Döngüyü Kıracak  Tek Alternatif Model ve Çözümdür

Biri eşitlik adı altında içeriden, diğeri özgürlük adı altında dışarıdan emeği gasp eder. Bu kısır döngüyü kıracak tek yol, milletin kendi iradesiyle devletleşmesidir. Devlet, siyasi kimliklerin ve ideolojik etiketlerin oyuncağı olmaktan kurtarılmalıdır. Asıl dayanak noktası, hukukun üstünlüğü ve milli egemenlik olmalıdır. Devleti güçlü kılan şey; bir parti, bir lider ya da bir ideoloji değil, halkın tamamının kendi iradesini temsil eden hukuk düzenidir.

Atatürk’ün Modeli: Karma Ekonomi

Mustafa Kemal Atatürk, bu anlayışın en net örneğini ortaya koymuştur. Ona göre:

  • Temel eğitim, sağlık ve savunma sanayii devletin tekelinde olmalıdır. Çünkü bunlar, bağımsızlığın ve toplumsal adaletin vazgeçilmez temelleridir.

  • Bunun dışındaki üretim alanları ise halka bırakılmalıdır. Millet, çalışarak ve üreterek hem kendi refahını artırır hem de devletini güçlendirir.

Bu model, karma ekonomi olarak adlandırılmıştır. Yani ne vahşi kapitalizmin sınırsız sömürüsüne, ne de komünizmin baskıcı kolektivizmine teslim olmadan; devlet ile halk arasında dengeli bir işbirliği kurulmasıdır.

Halkın Devletleşmesi Ne Demektir?

Halkın devletleşmesi, sadece seçimlerde oy kullanmak ya da siyasi partiler aracılığıyla yönetimde söz sahibi olmak değildir. Bu kavram:

  • Üretimde aktif rol almak,

  • Hukukun üstünlüğünü gözetmek,

  • Milli değerleri korumak,

  • Ve en önemlisi, devleti çıkar gruplarının oyuncağı olmaktan kurtarmak anlamına gelir.

Devlet halkın malıdır; halk da devletin sahibidir. Bu anlayış kökleştiğinde, hiçbir ideoloji ya da dış güç bu milleti esir alamaz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SİRİUS'un ÇOCUKLARI

İnsanlık Neden Hiçbir İdeolojiye Sığmıyor?

 Çünkü: İdeolojiler İnsan Doğasından Kopuk Modern ideolojilerin neredeyse tamamı:  insanı değil sistemi merkeze alır.    insanı ya “üretim ...