Çin Filmleri Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Farklı bir kültürü tanımak için Çin filmleri izlemeye başladım.
Çünkü hikâyelerin, toplumların aynası olduğuna inanırım.

Ama izlediklerim bana bir kültürü anlamak yerine,
anlam veremediğim bir aşırılığın içine çekti.

Özellikle bir nokta var ki benim için tartışmasız: çocuklar.

Çocuklar benim dokunulmazlık alanımdır.
Ve izlediğim Çin yapımlarında çocukların maruz kaldığı şiddet ve ailelerin bu konudaki tutumu beni derinden rahatsız etti.

Kendi çocuğunu aramak yerine vazgeçen,
yıllar sonra bulduğunda ise kendini affettirmek yerine, evlat edindikleri çocukla kıyaslayarak cezalandıran,
sevgiyle değil güçle ilişki kuran aileler…

İzlerken kendimi sürekli aynı cümleyi tekrar ederken buldum:
“Bu kadarı da olmaz, bu normal bir hikâye değil.”

Ama mesele sadece aile yapıları da değildi.

Çin filmlerinde kurulan güç dengesi de en az aile yapıları kadar problemli.

Görünmeyen ama mutlak güce sahip bir holding patronu,
onun adına hareket eden ve gücü sınırsızca kötüye kullanan ara kademe yöneticiler
ve bu sistemin altında ezilen insanlar…

Sonunda “iyi patron” ortaya çıkıyor ve düzen sağlanıyor.

Ama burada asıl soru şu:
Eğer bir sistem, kötü niyetli birkaç insanla bu kadar kolay çürüyebiliyorsa,
sorun gerçekten sadece o insanlar mı?

En rahatsız edici, tekrar eden kalıplardan biri ise şu:

Bir çocuğun, başka bir çocuk için feda edilmesi ve şiddetin en ağırına maruz bırakılması; kan bankası ya da organ nakli için kullanılabiliyor olması…

Bir çocuğun, ait olduğu yerde bile güvende olmaması…

İşte benim için kırılma noktası tam olarak burasıydı.

Ve bu sahneler istisna değil.

Üç dakikada iflas ettirilen şirketler,
tek bir hamleyle hayatı altüst edilen karakterler,
sadistliğin ve mazoşizmin sınırlarını zorlayan sahneler…

Bunlar tek başına “dramatik anlatım” olarak açıklanabilir.
Ama bu kadar sık tekrar ettiğinde artık başka bir soru ortaya çıkuyor:

Bir filmde bu kadar ağır suç sahneleri işlenirken, neden adalet dağıtan bir mahkeme sahnesi işlenmez?

Bu yapımlar gerçekten ne anlatmaya çalışıyor?

Çünkü izlediğim şey bir kültürü anlamamı sağlamadı.
Aksine, anlamayı neredeyse imkânsız hâle getirdi.

Bir noktadan sonra şunu fark ettim:

Ben bir toplumu izlemiyorum.
Bana izletilmek üzere seçilmiş, en uç, en vahşi, insanlıktan nasibini almamış karakterlerin en karanlık versiyonlarını izliyorum.

Bu yüzden vardığım nokta şu oldu:

Bir kültürü anlamaya çalışırken, izlediğimiz şeyin o kültürün kendisi olmadığını kabul etmek gerekir.

Ama şu soruyu da sormadan geçemiyorum:

Eğer bir anlatı sürekli şiddeti, adaletsizliği ve insanlık dışı davranışları suç değilmiş gibi, çok normalmiş gibi tekrar tekrar anlatıyorsa,
buna masum bir yapım, masum bir hikâye tercihi diyebilir miyiz?

Yoksa zamanla normalleşmesini istedikleri bir şey mi?

Çünkü insan, en çok maruz kaldığı şeye alışır.
Ve bazı şeyler, alışılacak kadar masum değildir.

Eğer sanat, ilhamını toplumdan alıyorsa ve filmler topluma ayna tutan bir sanat dalıysa, izlediğimiz filmlerden çıkarabileceğimiz sonuçlar korkunç olurdu.

En basitinden şunu düşünürdük:

Çin’de gücü yetenin yettiğine hükmettiği bir düzen hâkim; kimsenin can ve mal güvenliği yok.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

En Çok Okunanlar

Çin Filmleri Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Farklı bir kültürü tanımak için Çin filmleri izlemeye başladım. Çünkü hikâyelerin, toplumların aynası olduğuna inanırım. Ama izlediklerim b...

Popüler Yayınlar