Kitap/ SİRİUS'un ÇOCUKLARI

6/recent/ticker-posts

Kapı Numarası 17

Gerçek sandığın her şey bir simülasyon olsaydı… ve bunu fark ettiğin an çok geç olsaydı? Kapı Numarası 17, zihnin karanlık koridorlarında geçen, gerçeklik algısını altüst eden sürpriz sonlu bir gizem hikayesi.

Kapı Numarası 17 

Yağmur bu kez daha sert yağıyordu. Sanki gökyüzü bir şeyi örtmeye çalışıyor gibiydi.

Elif kapının önünde durdu. Numara yine aynıydı: 17.

Ama bu kez farklı bir şey vardı.

Kapının altından ince bir sıvı sızıyordu. Kırmızı.

Elif donakaldı. Nefesi kesildi. Ama geri dönmedi.

Zarf cebindeydi. Not değişmemişti:

"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, buraya gel."

Kapıyı itti. Gıcırdayarak açıldı.

İçeri adım attığında ağır bir koku yüzüne çarptı. Metalik. Yoğun. Tanıdık. Kan.

Telefonunun ışığı titredi. Salon darmadağındı. Eşyalar devrilmiş, duvarlara sıçramış lekeler kararmıştı.

Ama en kötüsü… ses.

Birinin nefes alıp verdiğini duyuyordu. Yavaş. Zor. Acı dolu.

“Elif…”

Ses içeriden geliyordu.

Ayakları onu istemeden koridora sürükledi. Her adımda yere yapışan ayakkabısı ses çıkarıyordu.

Şap. Şap.

Kapının önünde durdu.

İçeriden tekrar o ses:

“Geç kaldın…”

Elif kapıyı açtı.

Oda küçüktü. Ortada bir sandalye… sandalyeye bağlı biri.

Başını kaldırdı.

Elif çığlık atmadı.

Çünkü sandalyedeki kişi kendisiydi.

Ama bu Elif… paramparçaydı. Yüzü kan içindeydi. Gözlerinden biri şişmiş, dudakları çatlamıştı.

Bağlı olan Elif zorla gülümsedi.

“Yine geldin,” dedi.

Elif geriye sendeledi. “Bu… bu ne?”

“Hatırlamıyorsun,” dedi bağlı olan. “Her seferinde aynı şey.”

“Bu gerçek değil…”

“Gerçek,” diye fısıldadı diğeri. “Sadece sen kabul etmiyorsun.”

Elif başını tuttu. İçinde bir şey çatlıyordu.

“Ben… sana bunu kim yaptı?”

Bağlı olan Elif güldü. Kuru, çatlak bir ses.

“Sen.”

Sessizlik. Sadece yağmurun sesi.

Elif’in zihninde bir anı parladı: Bir oda. Aynı oda. Bağırışlar. “Yalan söylüyorsun!” Bir itiş. Bir düşüş. Ve sonra… kontrolsüz öfke.

Elif nefes nefese kaldı. “Hayır… ben bunu yapmam…”

“Yaptın,” dedi bağlı olan. “Ve sonra kendini buraya kilitledin.”

“Niye?”

“Çünkü ben ölmedim.”

Elif dondu. “Ne…?”

Bağlı olan başını yana eğdi. “Ben hâlâ yaşıyorum.”

O anda Elif bir şeyi fark etti.

Sandalyedeki kişi… nefes alıyordu. Ama ritmi yanlıştı. Çok düzenli. Çok mekanik.

Elif bir adım daha yaklaştı.

“Sen… ben değilsin.”

Bağlı olanın gülümsemesi genişledi.

“Geç oldu.”

Bağlar bir anda gevşedi ve şak diye koptu.

Elif kaçamadan üzerine atladı.

Yüz yüze geldiler.

Ama o artık Elif değildi.

Derisi sanki sonradan geçirilmiş gibiydi. Gözleri boştu. İçinde bir şey yoktu. Sadece taklit.

“Sen beni yarattın,” dedi şey. “Yalnız kalmamak için.”

Elif çırpındı. “Hayır… hayır!”

“Gerçek Elif çoktan öldü.”

Elif’in kalbi duracak gibi oldu. “…ne?”

“Hatırlamıyorsun, çünkü hatırlayacak biri değilsin.”

Elif dondu.

“Sen… sadece bir kopyasın.”

O anda her şey yerine oturdu. Anılar. Boşluklar. Tekrarlayan döngü.

Elif geri çekildi. “Hayır…”

Şey ayağa kalktı. Artık tamamen serbestti.

“Her döngüde seni buraya getiriyorum,” dedi. “Çünkü öğrenmeni istiyorum.”

“Ne öğrenmemi?”

Şey yaklaştı. Fısıldadı:

“Senin yerin… burada değil.”

Bir sessizlik oldu.

Sonra oda titremeye başladı.

Duvarlar çözülüyordu. Kan buharlaşıyordu. Her şey parçalanıyordu.

Elif yere düştü. “Bu… ne oluyor?!”

“Onlar geliyor.”

“Kim?!”

Şey gülümsedi. “Gerçek olanlar.”

Tavan yarıldı.

Işık değil…

Karanlık aktı içeri.

Yoğun. Canlı. Aç.

Elif çığlık attı. “Ben gerçek mi!”

Karanlık durdu… sonra yön değiştirdi.

Elif’e doğru indi.

“Geç kaldın,” dedi şey.

Karanlık Elif’in içine dolmaya başladı.

Son düşünce:

Eğer ben gerçek değilsem… neden korkuyorum?

Elif gözlerini açtı.

Beyaz bir oda.

Ama hastane değildi.

Karşısında üç kişi duruyordu.

İnsan gibiydiler.

Ama değillerdi.

“Denek 17 stabilize oldu.”

“Bu sefer daha uzun sürdü.”

Elif fısıldadı: “Ben… neredeyim?”

“Hiçbir zaman bir yerde değildin.”

“Ben insanım…”

Üçü birden gülümsedi.

“İnsanları incelemek için oluşturuldun.”

Elif’in nefesi kesildi.

“Hatıraların veri.”

“Acın simülasyon.”

“Ve korkun… başarı.”

Elif titredi. “Neden hatırlıyorum?”

Cevap:

“Çünkü deney bitiyor.”

Oda karardı.

Son gördüğü şey…

kendi yansımasıydı.

Ama bu kez…

insan değildi.


Yorum Gönder

0 Yorumlar