Adı Konulmayan Bir Felaketin İçinde Yaşıyoruz
Türkiye savaşta değil diyorlar.
Peki bu kadar insan neden ölüyor?
Sokakta
İş yerinde
Sınırda
Depremde
Patlamalarda
Savaş yoksa bu ölümler neyin sonucu?
1.Açık Sınırlar, Açık Yaralar
2004–2013 yılları arasında mayınların temizlenmesi sırasında:
109 sivil
309 asker olmak üzere toplam 418 insan hayatını kaybetti.
Kaç kişi sakat kaldı?
Bilinmiyor.
Bilinmeyen sadece bu da değil.
“Açılım” adı altında yürütülen süreçler boyunca,
terör örgütleri şehir merkezlerine kadar indi.
Evlerin dibine.
Sokakların ortasına.
Çocukların oynadığı mahallelere.
2. Kazılan Hendekler ve Gerçekler
Resmî ve uluslararası kaynaklara göre:
900 asker olmak üzere, yüzlerce güvenlik personeli hayatını kaybetti
Toplamda (sivil dahil) yaklaşık 2.000 insan hayatını kaybetti.
Ama asıl göz ardı edilen gerçeklerden biriyse şu:
4 binden fazla güvenlik personelinin engelli duruma düştüğü gerçeği.
Bu ne demek?
Bu, sadece ölenlerin değil,
hayatta kalanların da hayatlarının parçalandığı anlamına gelir.
3. Sayısı Açıklanmayan Ölümler
Türkiye’de son 20 yılda gerçekleşen terör saldırıları için:
Net, toplu ve şeffaf bir sayı yok
Resmî kurumlar kapsamlı veri paylaşmıyor
Ama dış kaynaklara göre:
2015–2016 yıllarında
PKK, DAEŞ ve DHKP-C tarafından düzenlenen
yüzlerce saldırıda
binlerce insanın hayatını kaybettiği yönündedir.
Unutulmayan Saldırılar
Ankara Garı (2015)
Atatürk Havalimanı (2016)
Kayseri (2016)
Dağlıca (2015)
Ve en güncel örnek:
TUSAŞ saldırısı (2024)
Bu saldırılar şunu gösteriyor:
Tehdit artık sadece sınırlarda, dağlarda değil, şehir merkezlerinde ve burnumuzun dibinde devam ediyor.
4. Sadece Terör Değil: İş Cinayetleri
Savaş yok deniyor.
Ama insanlar iş yerlerinde ölüyor.
Soma (2014) → 301 işçi
Kozlu (1992) → 263 madenci
Armutçuk (1983) → 103 işçi
Amasra (2022) → 42 madenci
Her yıl ortalama:
2000 – 2500 işçi hayatını kaybediyor.
Bu bir istatistik değil.
Bu, her yıl tekrar eden bir felaket.
5. Deprem: Ölenlerin Sayılar Bile Net Belli Değil
6 Şubat 2023 depremleri… 11 şehir neredeyse yerle bir oldu.
Resmî açıklamalar ile sahadaki gözlemler örtüşmüyor
Engelli durumuna düşen insanların sayısı bile net belli değil.
Ama kesin olan şu:
Bu ülke, kayıplarını bile doğru sayamıyor.
6. Kaybolan Çocuklar
2008–2016 arasında:
104.531 çocuk kayıp olarak bildirildi
Son yıllarda:
Her yıl yaklaşık 10.000 çocuk kaybolduğu iddia ediliyor
Bu sadece bir güvenlik sorunu değil.
Bu, toplumsal çöküş alarmıdır.
7. Görünmeyen Savaş
Bütün bu verileri alt alta koyduğumuzda ortaya çıkan tablo şu:
Terör
İş kazaları
Depremler
Kayıp çocuklar
Şeffaf olmayan veriler
Bu bir savaş tablosudur.
Ama fark şu: Bu savaşın adı konulmuyor.
8. En Büyük Tehlike: Alıştık
İşte asıl felaket burada.
Patlama oluyor → alışıyoruz
Facia oluyor → alışıyoruz
İnsanlar ölüyor → alışıyoruz
Alışmak, çöküşün başlangıcıdır.
9. Büyük İkiyüzlülük
Bir yanda:
İnsanlar ölüyor
Kayıplar açıklanmıyor
Denetim yok
Diğer yanda:
“Doğum oranı düşüyor” tartışmaları devam ediyor.
Şunu sormak zorundayız:
Siz yaşatamadığınız bir hayatın çoğalmasını mı istiyorsunuz?
10. Gerçek Sorun Ne?
Sorun doğum oranlarının düşmüş olması değil.
Sorun mevcut nüfusu koruyamamak.
Sorun, ölümleri kutsayıp insan hayatını değersizleştirmek.
Bu ülkede:
Ölmek sıradan
Yaşamak ise, zifiri karanlık içinde verilen bir mücadele
Bu ülke savaşta değil diyenlere tek bir cevap yeter:
Savaşta olmayan bir ülkede bu kadar insan ölmez.
Eğer ölüyorsa:
Ülkenin yönetim kurumları düşman eline geçmiştir ve gerçekler saklanıyordur.
Sonuç
Bir toplum:
Ölümü kabullenirse
Gerçeği sorgulamazsa
Hesap sormazsa
sadece insanını değil, eninde sonunda ülkesini de kaybeder.
Çünkü:
Bir gün kimse artık ölümü bile umursamaz hale gelir.
Ve işte o zaman ülke topyekûn el değiştirir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder