Osmanlı Hanedanının İhaneti: Türk Milletinin Sırtına Çöken Aile

 “Devlet Türk devletidir” yerine “Devlet hanedanındır” diyerek Türk’ü köle yapan bir hanedan ailesinin maskesini indirme zamanı geldi.


1913 Nüfus Sayımı: Görmezden Gelinen Gerçek

1913’te yapılan nüfus sayımı, klasik “erkek sayısı” anlayışından farklı olarak kimlik ve aidiyet temelli bir sayım yapılmıştır.
Sonuç çarpıcıydı: 33 milyon kişi kendisini Türk olarak tanımlıyordu.
Bu, büyük işgallere rağmen halen, ana unsurunun Türkler olduğunu resmen ortaya koyuyordu.

Ama bu gerçek, hanedan için hiçbir şey ifade etmedi. Çünkü onlar, çoktan Türk devletini, Türk milletini gözden çıkarmışlardı.

11 Yılda 24 Milyon Kayıp / Türk Milletinin Çöküşü

Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı, kıtlık, salgınlar, işgaller, Kurtuluş Savaşı…

Ve Türk nüfusu 11 yılda, 33 milyondan 9–10 milyona düştü. Bu, sadece savaşın “yan etkisi” değildi. Bu, planlı bir soykırım ve bilinçli bir yıkımın sonucuydu.


Hanedanın Türk Düşmanlığı

Hanedan üyelerinden bazılarının “6 milyon Türk kaldı” diyerek küçümseyici tavırları, aslında gerçeği ele veriyordu:
Onlar için Türk unsuru değersizdi.
1517’den itibaren izlenen politika zaten belliydi: Türkleri geri plana at, başka unsurları öne çıkar.
Sonuç: Hanedan ailesi, kendi saltanatını korumak için Türk milletini gözünü kırpmadan feda edip Türk topraklarını sattı.

1. Dünya Savaşı: Çifte İhanet

Büyük güçler Türk topraklarını parçalamaya hazırlanıyordu. Ancak asıl trajedi şuydu: Osmanlı hanedan ailesi de bu plana bilinçli şekilde dâhil olmuştu.
Bu sadece dış komplonun değil, içeriden ihanetiyle işleyen bir mekanizmanın sonucuydu.
Türk milleti, emperyalistlerle savaşırken bir yandan da hanedan ailesinin ihanetine karşı direnmek zorunda kaldı.

Cepheler ve Köyler

Eli silah tutan tüm Türk erkekleri 9 cephede savaşırken, köyler sahipsiz kaldı.
Bu boşluğu fırsat bilen bazı azınlık çeteleri köylere saldırdı, katliamlar yaptı.
Yani savaş sadece “Türkler  ile işgalciler” arasında değildi; içeride de Türk milletini kökünden kazımaya dönük bir plan işliyordu.

Türk Milletinin Öfkesi

Her evden birkaç şehit, dul kalan kadınlar, yetim kalan çocuklar…
33 milyondan geriye 9–10 milyon Türk nüfusu kalmıştı ve bu nüfusun büyük çoğunluğunu dul kalmış Türk kadınları ve çocuklardı.
Bu kayıp öylesine büyüktü ki, hanedan ailesi kaçmamış olsaydı yaslı Türk halkı onları paramparça ederdi.

Atatürk’ün Tavrı ve Bedeli

Atatürk, hanedan ailesine hesap sormadı. Kaçmalarına göz yumdu.
Bu tercih, yeni Cumhuriyet’in kurulması için belki gerekliydi. Ancak bedeli ağır oldu:
Hanedan ailesi, Türk milletini sömürerek edinmiş oldukları mallarıyla, altınlarıyla yurtdışına kaçtı. Orada örgütlendi, beslendi, palazlandı. Ve yıllar sonra, daha organize, daha güçlü planlarla geri döndü.

Hesaplaşılmayan İhanet

Bugün Türkiye’nin yaşadığı birçok siyasi, kültürel ve ekonomik sorunun kökünde işte bu örtbas edilmiş ihanet vardır.
Çünkü:

  • Türk milleti tarihin en büyük felaketini yaşadı, ama failleriyle yüzleşmedi.

  • Resmî tarih, bu ihaneti örtmek için ya “kahramanlık destanı” anlattı ya da meseleyi “gökten zembile inip milleti kurtaran bir Süpermen masalı”na indirgeyip kişiselleştirdi.

        Ve sonuç: Türk milleti yine gafil avlanmaya açık bırakıldı.
        Ve hanedanın gölgesi, bugün hâlâ üzerimizde dolaşmaya devam ediyor.

Maskeler İnmeli

Osmanlı hanedanı, Türk milletine ihanet eden, devleti kendi malı yapan, milleti köleliğe mahkûm eden bir ailedir.

Bugün hâlâ onların gölgesi üzerimizdedir.
Bu ihanetle yüzleşmeden, bu hesabı sormadan Türk milleti özgürleşemez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SİRİUS'un ÇOCUKLARI

Devlet Gücü mü, Millet Gücü mü?

Bu yazı, güçlü devlet anlayışına karşı güçlü millet modelini; anayasa, hukuk ve üretim ekseninde ele alan bir manifesto niteliğindedir.  Bir...