Son yıllarda sosyal medyada bilinçli bir şekilde pompalanan bir algı var:
“Zeki insanlar az uyur.”
Bu, insan psikolojisine vurulmuş en tehlikeli darbelerden biridir.
Gerçek bilimsel veriler bunun tam tersini gösteriyor:
Uyku eksikliği, zihni karanlık düşüncelere daha açık hâle getiriyor.
Dopamin ve serotonin dengesini bozuyor.
Uzun vadede depresyon, tükenmişlik ve intihar eğilimlerini artırıyor.
Az uyku kısa vadede fark edilmeyebilir; ama uzun vadede ruhun dengesini bozan, bilinçaltını karartan bir süreçtir.
Ruh Yorgunluğunun Tehlikesi
Ruh, insanın en derin sabit noktasıdır. Yorulduğunda:
Düşünceler karamsarlaşır,
Algı daralır,
Umut hissi azalır,
Ve kişi kendini bitmeyen karanlık bir tünelin içinde hisseder.
Bu durum uzun süre devam ederse, bilinçaltı yanlış tepkiler geliştirebilir; kişi istemeden karanlık düşüncelere sürüklenebilir.
İntihar Eğilimlerini Artıran Gizli Faktör: Uykusuzluk
İnsanın içindeki yaşam enerjisi en çok uyku sırasında yenilenir.
Uykusuzluk, bilinçaltında şu hatalı kaçış hissini tetikleyebilir:
“Uyursam kurtulurum.”
“Ölürsem bu ağırlık biter.”
Bu düşünceler insanın kendisinin isteyerek kurduğu cümleler değildir; aşırı yorgun bir zihnin yardım çığlıklarıdır.
Bu yüzden düzenli uyku, sadece biyolojik bir ihtiyaç değil:
Ruhun hayatta kalma mekanizmasıdır.
Ruhu Beslemenin Temeli: Uyku, Denge ve Kendini Ödüllendirme
İnsan, ruhunu mutlu ettiğinde uzun yaşar.
Ruhu mutlu etmenin yolu sadece uykudan geçmez; kendini ödüllendirmekten de geçer.
Başarılı bir işten sonra ruhu sevindiren küçük bir kutlama yapmak — kimi için bir fincan kahve, kimi için bir yürüyüş, kimi için sevdiği bir etkinlik — ruhu yeniler ve yaşama sevinci verir.
Benim için mesela, yoğun ve başarılı bir hafta geçirdiysem, hafta sonu ruhumun sevdiği şeyi yaparım: güzel bir mangal partisi mesela…
Bu, benim ruhuma verdiğim hem bir ödül, hem bir teşekkür, hem de bir şükürdür.
Ruh şükrettikçe genişler, mutlu oldukça güçlenir.
Ve evet, düzenli 7–8 saat uyku bu dengenin olmazsa olmazıdır.
Uyku, ruhun en önemli gıdası ve aldığı nefestir.
Sonuç: Ruhunu Koruyamayan Bedenini de Koruyamaz
Kapitalist düzen uykusuzluğu başarıymış gibi pazarlasa da gerçek şudur:
İnsan ancak ruhu dinlendiğinde güçlenir; ancak uykuyla yenilenince aklı berraklaşır.
En büyük başarı, ruhunu korumaktır.
Ve bunun ilk şartı:
Düzenli uyku, sağlıklı beslenmek ve kendini ihmal etmeden ödüllendirmek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder