Hukuk Devleti Neden Kâğıt Üzerinde Kalıyor?
Günümüzde birçok ülkede “hukuk devleti” kavramı sıkça dile getiriliyor. Anayasalar var, kanunlar var, mahkemeler çalışıyor. Ancak bütün bu yapıya rağmen insanlar neden hâlâ kendilerini güvende hissetmiyor?
Çünkü sorun çoğu zaman kanun eksikliği değil; kanunların bilinçli biçimde anlaşılmaz hale getirilmiş olmasıyla ilgilidir.
Bugün hukuk sistemleri, halkın kendi haklarını okuyup anlayabileceği bir yapıdan çok uzakta. Öyle ki bırakın sıradan vatandaşları, kanunları uygulamakla görevli olanlar bile çoğu zaman aynı metni farklı yorumlayabiliyor. İşte hukuk devletlerinin çöküşü tam olarak burada başlıyor.
Kanun Anlaşılmıyorsa, Hukuk Devleti Var Sayılabilir mi?
Hukukta sıkça tekrarlanan bir ilke vardır:
“Kanunu bilmemek mazeret değildir.”
Peki şu soru neden hiç sorulmaz?
Vatandaşın anlayamadığı bir kanun, nasıl bağlayıcı olabilir?
Eğer bir kanun:
-
karmaşık bir dil kullanıyorsa,
-
yüzlerce istisna içeriyorsa,
-
yoruma açık boşluklarla doluysa,
orada hukuk, vatandaşı koruyan bir sistem olmaktan çıkar. Hukuk; yalnızca uzmanların, güç sahiplerinin ve güç sahiplerine yakın olanların kullanabildiği bir araca dönüşür.
Bu noktada hukuk devleti fiilen sona ermiş olur; geriye yalnızca hukuk diliyle meşrulaştırılmış bir güç düzeni kalır.
Yorum Gereklidir Ama Belirsizlik Başka Bir Şeydir
Hukuk savunucuları genellikle şu itirazı yapar:
“Hayat karmaşık, hukuk da doğal olarak yoruma açık olmalıdır.”
Bu doğru gibi görünür; ancak temel ayrım çoğu zaman gözden kaçırılır.
-
Yorum, çerçevesi net olan bir kuralın uygulanmasıdır.
-
Belirsizlik, çerçevenin özellikle muğlak bırakılmasıdır.
Eğer aynı fiil bir mahkemede suç, başka bir mahkemede masumiyet sayılıyorsa; sorun hukuki çeşitlilik değil, hukuki çürümedir.
Belirsizlik, adalet üretmez. Belirsizlik karanlık yapıları üretir ve bu karanlık yapılar, belirsizliği fırsata çevirerek kendini saklamayı öğrenerek güç kazanır.
Ve bu güç, her zaman güçlü olanın lehine çalışır.
Vatandaşa Suç olan, Muktedire Suç Olmuyorsa Orada Hukuk Yoktur
Bugün kanunlar halkın kendisini koruyup güvende tutması için değil, suçluları, karanlık güçleri korumak için yazılmış gibidir adeta.
Peki neden böyle? Çünkü anlaşılır hukuk:
-
hesap sorulabilirlik yaratır
-
keyfiliği sınırlar
-
siyasal alanı daraltır
Bu da sistemi kontrol etmek isteyen karanlık güçler için risklidir.
Bu nedenle:
-
hukuk dili sadeleştirilmez,
-
kanunlar kısa ve açık yazılmaz,
-
vatandaş sürekli “bir uzmana” muhtaç bırakılır.
Sonuç şudur:
Hukuk vardır ama sadece kravatlı bölücü teröristleri, hırsızları, haydutları, zorbaları korumak için çalışır.
Kanun Uygulayıcıları Bile Zorlanıyor?
Yani sorun sadece halkta değil; yargı mensuplarında da vardır. Aynı metni okuyan hâkimler, savcılar, avukatlar farklı sonuçlara ulaşabiliyor. Bunun nedeni liyakat eksikliği değil sadece; metnin kendisinin sorunlu olmasıdır.
Muğlak hukukun riskleri:
-
yargıyı baskıya açık hale getirir,
-
kararları kişisel cesarete bağımlı kılar,
-
hukuki eşitliği ortadan kaldırır.
Bu durumda adalet, kuralın değil; kişinin inisiyatifine bağlı hale gelir. Hukuk devleti tam olarak burada çöker.
Hukuk Devleti Yoruma Açık Metinlerle Değil, Net Anlaşılır Kurallar - Öngörülebilirlikle Yaşar
Gerçek bir hukuk devletinde vatandaş:
-
hangi davranışın suç olduğunu önceden bilir,
-
kendisine suç olan bir durumun, devletini yönetsinler diye oy verdiklerine neden suç olmadığını sorgulayabilir,
körü körüne sağlanan dokunulmazlık yasalarını tartışmaya açabilir,
-
hak ihlaliyle karşılaştığında nasıl korunacağını anlayabilir.
Eğer bir vatandaş ancak başına geldiğinde “meğerse suçmuş” diyorsa,
orada hukuk önleyici bir sistem değil; sonradan cezalandıran bir mekanizmadır.
Bu da hukuk devleti değil, hukuk simülasyonudur.
Bu Bir Cehalet Sorunu Değil, Güç Sorunudur
Yani sorun halkın kapasitesizliği asla değildir.
Sorun, halkı bilinçli şekilde cahilleştirerek hukuktan uzak tutulmasıdır.
Anlaşılmaz hukuk:
-
hak bilincini zayıflatır,
-
itiraz kültürünü yok eder,
-
korku ve belirsizlik üretir.
Belirsizlik korku doğurur.
Korku itaati üretir.
Bu yüzden hukukun dili, bilgilendirmek yerine perdelemek için kullanılır.
Sonuç: Anlaşılmaz Hukuk, Adaletin Düşmanıdır
Şu gerçeği artık açıkça söylemek gerekir:
-
Anlaşılmaz kanun, adil değildir.
-
Yoruma boğulmuş hukuk, hukuk değildir.
-
Halkın anlayamadığı bir hukuk düzeninde egemenlikten, bağımsızlıktan söz edilemez.
Gerçek hukuk devleti:
-
kanunular-ı net anlaşılır şekilde sade yazar,
-
vatandaşı uzmanlara mahkûm etmez,
-
hukuku herkes için erişilebilir kılar.
Çünkü adalet, ancak anlaşılabildiği ölçüde adalettir.
Aksi hâlde hukuk, toplumun güvencesi değil;
toplum üzerinde kurulan en sofistike denetim mekanizması olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder