Değer yatırımcılığı gerçekten her ülkede uygulanabilir mi? Hukuk devleti, yatırımcı güveni ve uzun vadeli yatırım arasındaki ilişkiyi ele alan kapsamlı bir değerlendirme.
Bize Eksik Anlatılan Hikâye
Son yıllarda sosyal medyada en sık duyduğumuz yatırım tavsiyesi şu:
"İyi şirket bul, al ve unut."
Bu tavsiye kulağa mantıklı geliyor.
Ancak kimse şu soruyu sormuyor:
İyi şirket nedir?
Bir şirketin iyi olması yalnızca bilançosunun güçlü olması mıdır?
Yoksa o şirketin faaliyet gösterdiği ülkenin kurumları, hukuku ve yatırımcı hakları da en az bilançosu kadar önemli midir?
Warren Buffett Neden Warren Buffett Olabildi?
Değer yatırımcılığı denildiğinde herkesin aklına önce
Warren Buffett gelir.
Fakat çoğu yatırımcı Buffett'ın başarısının arkasındaki görünmeyen unsuru gözden kaçırır:
ABD'de yatırımcı yalnızca şirkete değil, aynı zamanda sisteme de yatırım yapar.
Mülkiyet hakkına,
mahkemelere,
kurumlara,
sözleşmelere,
şirket yönetimine güven duyar.
Bir yatırımcı 20 yıllık plan yapabiliyorsa bunun nedeni sadece şirket değildir.
Sistemin öngörülebilir olmasıdır.
Şirket Riski ile Ülke Riski Aynı Şey Değildir
Birçok yatırımcı bilanço okumayı öğreniyor.
Ancak ülke riski okumayı öğrenmiyor.
Oysa bazen şirket mükemmel olabilir.
Ama ülke riski bütün hesapları bozabilir.
Bir fabrikanın değeri,
bir markanın gücü,
bir şirketin nakit akışı,
bunların tamamı hukuki güvence altında olduğu sürece anlam taşır.
Asıl Soru Şu
Bir yatırımcı gerçekten "al ve unut" yapabilir mi?
Yoksa önce şu soruya cevap vermek zorunda mıdır?
"Bu şirketin bugünkü değerini koruyacak kurumsal yapı 10 yıl sonra da aynı şekilde çalışacak mı?"
Bu soru cevaplanmadan yapılan değer yatırımcılığı eksik kalır.
Hukuk Dersi Olmayan Bir Toplum Hukuk Devletini Koruyabilir mi?
Burada daha temel bir mesele ortaya çıkıyor.
Bir ülkede insanlar temel düzeyde hukuku bilmiyorsa;
mülkiyet hakkını,
anayasal hakları,
kurumların görevlerini,
nasıl savunabilir?
Ekonomi ile hukuk birbirinden ayrı değildir.
Sermaye güven arar.
Güven ise yalnızca rakamlardan değil, kurumlardan doğar.
Sonuç
Değer yatırımcılığı kötü bir fikir değildir.
Ancak değer yatırımcılığının da bir zemine ihtiyacı vardır.
O zemin ise yalnızca şirket bilançosu değildir.
Hukuk,
kurumlar,
öngörülebilirlik,
mülkiyet hakkı
ve yatırımcı güvenidir.
Bir ülkede bu unsurlar ne kadar güçlüyse uzun vadeli yatırım da o kadar anlamlı hale gelir.
Yatırımcıya sadece "al ve unut" demek yeterli değildir.
Önce şu soruya cevap vermek gerekir:
"Neye güvenerek unutacağız?"

0 Yorumlar