Uyuşturucuyla Mücadelede Büyük Yanılgı: Rol Modelleri Tartışmak, Baronları Unutmak
Toplumsal Algı Nasıl Çökertilir? Uyuşturucu Üzerinden Yürütülen Sessiz Operasyon
Uyuşturucuya Karşı Mücadele Neden Yanlış Yerden Yapılıyor?
Bir Haber, Bir Düşünce ve Tehlikeli Bir Kırılma Anı
Son haftalarda kamuoyunda sıkça tartışılan bazı haberler ve iddialar, beni rahatsız edici bir farkındalığa sürükledi. Uyuşturucunun ne kadar yıkıcı ve tehlikeli olduğunu bilen biri olmama rağmen, kendimi bir an için şunu dünürken yakaladım:
“Bu kadar tehlikeliyse, bu kadar kariyer sahibi, güçlü, tanınmış insanlar neden kullanıyor olsun?”
İşte tehlike tam olarak burada başlıyor.
Çünkü bu düşünce yalnızca bana ait değil. Muhtemelen milyonlarca insanın zihninden aynı cümle sessizce geçti — ve işte bu, asıl oyunun kurulduğu yer.
Uyuşturucu Reklamı Yasak, Ama Algı Operasyonu Serbest
Uyuşturucu maddelerin doğrudan reklamı elbette yasak.
Ama algı yoluyla reklam yasak değil.
Nasıl mı?
Sürekli “ünlü”, “başarılı”, “kariyer sahibi” isimler
Uyuşturucu iddialarıyla gündeme geliyor
Ardından belirsizlik veya muğlak açıklamalar geliyor
Kamuoyunda şu mesaj yerleşiyor:
“Bak, kullananlar çökmedi.
Hatta güçlüler, zenginler, yönetici konumdalar.”
Bu, klasik bir ters algı operasyonudur.
Uyuşturucu “tehlikeli bir madde” olmaktan çıkarılır,
“risk ama yönetilebilir”,
hatta daha kötüsü
“statüyle birlikte anılan” bir şeye dönüştürülür.
Asıl Tehlike: Normalleşme ve Merakın Meşrulaşması
Ve merak, özellikle şu soruyla tetiklenir:
“Madem bu kadar tehlikeli, neden bu kadar ‘üst düzey’ insanın hayatında var?”
İşte tam bu noktada toplumun bilinçaltına şu mesaj sızar:
“Bir kereden bir şey olmaz”
“Herkes kullanıyorsa o kadar da kötü değildir”
“Abartılıyor olabilir”
İşte bu düşünce, uyuşturucuya karşı en güçlü savunma hattını yıkar:
psikolojik mesafeyi zafiyete uğratır.
Uyuşturucuyla Mücadele Nerede Yanlış Yapılıyor?
Uyuşturucuyla mücadele, topluma rol model olmuş kişiler üzerinden yürütülemez.
Bu hem ahlaki olarak yanlıştır hem de stratejik olarak tehlikelidir.
Çünkü rol modeller üzerinden yapılan her tartışma — bilinçli ya da bilinçsiz — şu algıyı üretir:
“Demek ki bu insanlar da kullanıyor, o hâlde o kadar da tehlikeli değil.”
İşte tam da bu noktada mücadele, farkında olmadan reklama dönüşür.
Oysa uyuşturucu belası, kullanıcı üzerinden değil; ticaretini yapan baronlar,
üreten şebekeler,
dağıtım ağlarını koruyan yapılar üzerinden yok edilebilir.
Bir ülkede gerçekten uyuşturucuyla mücadele ediliyorsa:
Baronlar yakalanır
Para trafiği kesilir
Lojistik ağlar çökertilir
Uluslararası bağlantılar ifşa edilir
Bunlar yapılmadan, sadece “kim kullandı?” tartışması yürütmek;
toplumu korumak değil, toplumu deneye tabi tutup uyuşturucuyu topluma pazarlamaktır.
Kısaca bu mesele ne magazindir, ne de bireysel günah hikâyesi. Bu mesele, toplumun zihnine kurulan kirli bir algı operasyonudur. Uyuşturucu doğrudan pazarlanamaz; ama “bak herkes kullanıyor” algısıyla normalleştirilebilir.
İşte asıl tehlike budur.
Gerçek mücadele, vitrindeki isimlerle değil;
karanlıkta saklanan baronlarla yapılır.
Toplumu korumak istiyorsak;
algıyla değil, hukukla,
sansasyonla değil, adaletle,
gösteriyle değil, gerçek operasyonlarla mücadele etmek zorundayız. Çünkü uyuşturucu bir bireyin meselesi değil, bir toplum güvenliği meselesidir. Ve bu oyunu bozmanın tek yolu, yanlış hedeflere ateş etmekten vazgeçmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder